Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Arzu AKTÜRK
ege-tr.gg@hotmail.com
Karadeniz’in İncilerinden
20 Eylül 2011 Salı Saat 09:50

Kudal ”yemek yapma esnasında kullanılan çam ağacının en tepesindeki daldan yapılan iki veya üç-dört çatallı, karıştırmaya yarayan bir mutfak aletidir.”


Karadeniz evlerinin vazgeçilmez mutfak aleti kudal şimdi o eski ama belki de eskimeyecek yaşamların izlerinden biri olarak yansıtılacak kelimelere.


Kudal, kimi Karadeniz evlerinde imalatından itibaren neredeyse yarım asırlık bir insan ömrü kadar
kullanılagelmekte; adını çıkaramadım önce,Google yetişti imdadıma.Ne yazık ki ismine özgü taramayla birkaç anlatım dışında bilgi ve görsel tema bulamadım.Yahû,dedim,hazır Karadeniz incilerini diziyorum kelimelerime daha nicelerini getirmeli dile. Ne vardı ki benim gözlemleyebildiklerimden yana diye yokladım şöyle bir maziyi.5-6 yaşına kadar yazın çıktığımız Karadeniz yaylaları daha çok geçirdiğim kazalarıyla kaldı aklımda. Dön dön dön virajlı yollar o zaman da midemi döndürürdü, yaylaya çıkılması da inilmesi de ayrı bir dertti benim için. Öte yandan yaylada geçirdiğim kazalardan küçücük bedenimin bir ineğin boynuzları arasında kalışıyla önce göğe doğru kaldırılıp sonra yere çakılışımı mı anlatayım yoksa ‘hayat’ denildiğini anımsadığım o küçük yayla evlerinin balkonundan kayan ayaklarımla kocaman mıha asılı hâlimde ‘aman’ dileyişimi mi? Bunlar bir yana yine bir yayla zamanında gecenin kör karanlığında küçük kardeşime doğuma kalan annemin acılı hâllerinde bir iki yayla sakinin yetişmesiyle yaşadığı doğum anlarının korkulu bekleyişlerini yaşayanlar arasında küçük bedenimin yürek çırpınışlarını nasıl anlatmalı? Altı yaşımda ortanca kardeşimi çığlık çığlığa ayaklarımda sallarken belki de o an annemin çektiği acıları dindirmişimdir biraz, annemin o hâliyle üzüntü içinde yetişemediği bir de biz iki kardeş olunca belki de biraz da büyümüştüm gözünde.Neyseki küçük kardeşim dünyaya gelmişti,annemin yaşadıkları ise geçen yıllara yayılan bir süreç oldu…Karadeniz İncilerini kelimelere aksederken öyle de böyle de böylesi anıları yer etmek varmış.Yayla zamanı daha çok besi hayvancılığı için yemyeşil çayırların kesilmesi,otların da serilip kurutulması ve balyalanarak hazırlanması demekti.Otların kesim işi için köreldikçe eğe ile bilenen kerenti,orak gibi araçlar kullanılırken dikdörtgen şeklinde tahtadan balyaya kesilip kurutulmuş otlar kalın halat iplerle sıkıştırılarak balyalanırdı ve hazır hale getirilip kamyonlarla köy meskenlerine indirilirdi.


Bir de biz çocukların o zamanlar virgaba dediği lifoslar(yaban mersini) ve tabiki kukuvaga denilen mantarlar var… Kuzenlerimle yayla ormanlarının içlerine doğru yol alıp yediklerimiz mosmor olmuş dudaklarımızdan okunurdu. O dudaklarla bir de ıslık çalınmadan geçilir miydi o ‘kaban’ denilen kimisi dev kayalıkların aralarından?Islık sesine eşlik eden tek tük çağrılar,yankılanıyordu ötelerden kulaklarımızda.Eve dönüşte gezintimizde yediklerimizin tadı damağımızda kalmış virgabaların mosmor ettiği dudaklarımızla geç kalışımızın bahanelerini sıralardık.


Büyükannemiz akşam sofrasına hazırlık telaşıyla önceden süzmeye bıraktığı torbadan tahta kaşıkla aldığı birkaç kaşık yoğurdu biraz su ekleyerek elleriyle iki avucunun arasında ayran yapımı için kudalla vurmaya başlıyordu. Kudalla hazırlanan ayranların ve aşların tadı mı başkaydı yoksa kudalın vurulurken çıkardığı o sesler mi bilemem! Yıllara direnen o dal parçalarının yerini alan mikserlerimiz, rondolarımız var artık; sesleri o eski sesler gibi olmayan metalik gürültüleriyle.

Bu makale toplam 2543 defa okundu.
kudalla hazırlanan ayranın tadı...
Gamze Tokay
"kuymak kudallamak" tabirini ilk duyuşum geldi aklıma.. günümüz yunancasında kudalın anlamının çatal olduğunu öğrendiğimde ise şaşkınlığım daha da artmıştı...
velhasıl, dil kültürlerarası etkileşimin en mühim parçasıdır. lâkin bir kelimenin bu denli kültüre dönüşmesi de o kültürü yaşamış sahiplenmiş bireylerin başarısıdır... Arzu hanım elinize yüreğinize sağlık...

"Kudalla hazırlanan ayranların ve aşların tadı mı başkaydı yoksa kudalın vurulurken çıkardığı o sesler mi bilemem!"

şu cümleyi okuyunca o tat geldi damağıma...harika.. :)
23 Eylül 2011 Cuma Saat 21:49
Karadeniz in İncilerinden Kudal!
Arzu AKTÜRK
Fteroti deyimini sitemiz yöneticisi değerli abimiz Kemal Cuman'a sorarak bilgi almak istedim,yazıyı daha kaleme almadan önce.
Geri bildirimde sadece yazı iletimini yapabileceğim gönderi adresini alınca konuya belirttiğim gibi Google arama motoru yardımıyla açıklık kazandırmak istedim.
Yalnızca kudal mı değil,pek çok Türkçe söylemlerimiz yabancı söylemlerin etkisi altında ve asıl asimilasyon da
Türk Dili ve Tarihi'nin yeterince okunmaması,Türk millî dil ve değerlerinin yabancı tesirlerin etkisinde
sürdürülmesine engel oluşturulmasıyla başlıyor ve işliyor.
Kültürel farklılıkların pek tabî yaşandığı Anadolu coğrafyası tarihsel süreçle Türklere ev sahipliği yapmış,tâ Orta Asya'dan Anadolu'ya yapılan Türk göçleriyle Türk dil ve millî değerleri gelişerek İslamiyetin kabulü sonrası kazandığı yeni şekillenmeyle Türk İslam Kültür ve Medenîyetinin beşiği olmuştur.
Yaşanılan kültürün Türk tarih ve kültür olması,Türk dil bilincinin korunarak gelecek
kuşaklara aktarılması da Atatürk'ün önderliğinde biz yetişen ve yetişmekte olan gençlerin elindedir.
Okudukça yazdıkça nice paylaşımlara...
21 Eylül 2011 Çarşamba Saat 23:00
asimilasyon
ksami yar
fteroti ne zaman kudal oldu selam ve dua ile
20 Eylül 2011 Salı Saat 11:47
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2018 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR