Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dr.Saliha KANIK
salihakanik@gmail.com
Yenidoğan Sarılığı
22 Nisan 2010 Perşembe Saat 14:23

Yenidoğan dönemi hayatın ilk 28 gününü kapsar.Sarılık yenidoğan döneminin en yaygın sorunlarından biridir.Sarılık, bilirubin denen molekülün kanda yüksek seviyelere ulaşması ve cilde yerleşmesi ile gözle görünür hale gelmesinden kaynaklanır.Sarılık fizyolojik veya patolojik olabilir.

Bilirubinin esas kaynağı kımızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobinin yıkımıdır.Hemoglobin çeşitli işlemlerden geçerek dokularda bilirubin molekülüne dönüştürülür ve bilirubin kanda taşınarak karaciğere getirilir.Karaciğer tarafından alınan bilirubin birkaç basamakta işlenerek safra yoluyla barsaklara atılır.Barsaklara atılan bilirubinin büyük kısmı gaita (dışkı) ile vücuttan uzaklaştırılırken bir kısmı barsaklardan tekrar emilir ve kana karışır.

Yenidoğan bebeklerin hemen tümünde serum bilirubin değeri erişkinlere göre yüksektir ve bunların neredeyse yarısından çoğu hayatlarının ilk haftasında sarı görünürler.Ancak bu sarılıkların çoğu fizyolojik sarılık olarak kabul edilir.Fizyolojik sarılık kabaca, bilirubin metabolizmasının temel basamaklarının olması gereken düzeye göre daha az olgunlaşmış olmasından kaynaklanan normale göre artmış bilirubin yükü olarak tanımlanabilir.Ancak bilirubin üretimini daha fazla arttıran veya atılımını azaltan başka bir bozukluk varsa bu durum yenidoğan fizyolojik sarılığının şiddetini arttıracaktır.

Sarılık, hayatın ilk 24 saatinde ortaya çıkmışsa, bilirubin artış hızı beklenenin üzerinde seyrediyorsa ve zamanında doğan bebeklerde 2 hafta zamanından önce doğanlarda ise 3 haftayı aşıyorsa patolojik sarılık olarak adlandırılır.Fizyolojik sarılıklar herhangi bir araştırma ve tedaviyi gerektirmezken, patolojik sarılıklarda altta yatan nedene yönelik ileri araştırma ve tedavi gerekmektedir.

 Patolojik Sarılık Nedenleri:

 Artmış bilirubin üretimi, karaciğer tarafından bilirubinin alım eksikliği, bilirubinin barsaklardan kana tekrar geçen kısmındaki artış patolojik sarılığın büyük kısmından sorumludur.Artmış bilirubin üretimi; anne ve bebek arasındaki Rh veya ABO kan grubu uygunsuzluğu, kırmızı kan hücrelerinin yapısal bozukluğu veya çeşitli enzim eksikliklerinden kaynaklanabilir.Bilirubinin barsaklardan kana tekrar geçen kısmındaki artışa neden olan durumlardan biri açlıktır.Bu nedenle iyi beslenemeyen bebeklerde sarılık daha sık görülmektedir.

Anne Sütü Sarılığı:

Yenidoğanlarda sarılığın şiddetini değiştiren en önemli paremetrelerden biri beslenme durumudur.Anne sütü ile beslenen bebeklerde sarılığın şiddeti ve süresi mama ile beslenenlere göre artabilmektedir.Bu durum ile ilişkili 2 olay tanımlanmıştır.Birincisi erken başlangıçlı anne sütü sarılığı, ikincisi ise geç başlangıçlı anne sütü sarılığıdır.

Erken başlangıçlı anne sütü sarılığında sütün kendisi değil yetersiz alımı  etkendir.Yetersiz beslenme sonucunda bebeğin vücut su oranı azalır, barsaktan gaitanın geçişi yavaşlar ve bunun sonucunda barsaktan kana tekrar emilen bilirubin oranı artar.Erken emzirmeye başlanılması, su-şekerli su gibi sıvılarla desteklenmeden emzirmenin öğretilmesi ve sürekli emzirmenin öneminin kavratılması erken anne sütü sarılığını önleyebilir.

Geç başlangıçlı anne sütü sarılığında etkilenen bebeklerde sarılık hayatın ilk haftasında ortaya çıkar, 2-3. haftada en yüksek seviyeye ulaşır.Haftalarca hatta bazen aylarca sürebilir.Anne sütü içinde bulunan ve bilirubin metabolizmasını etkileyen bazı moleküllerin bu duruma neden olduğu tahmin edilmektedir.Hem erken hem geç başlangıçlı anne sütü sarılığında anne sütünü kesmek gibi bir zorunluluk söz konusu değildir.Her durumda hayati önemi olan beslenme sürdürülmelidir ve bu,  bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sentezlenmiş olan anne sütü ile sağlanmalıdır.

Yenidoğan Sarılığında Tanısal Yaklaşım:

Yenidoğan sarılığı tanısında öyküde bilinmesi gereken önemli noktalar vardır.Kardeşlerde yada akrabalarda özellikle kan değişimine neden olmuş açıklanamayan ciddi sarılığın olması; ailede kalıtımsal kan hastalığı olması; annenin gebelik süresince geçirdiği enfeksiyonlar,kullandığı ilaçlar, gebeliğe bağlı diyabet; anne ve babanın kan grupları; doğum şekli ve doğum sırasında yaşanan sorunlar; bebeğin beslenme şekli ve sıklığı; sarılığın ilk ortaya çıktığı gün ve artış hızı; bebeğin idrar ve gaita rengi; varsa bebeğin geçirdiği önemli hastalıklar doktor tarafından mutlaka bilinmelidir.Ardından yapılan fizik muayene ile sarılığın ciddiyeti, ek tetkik gerekip gerekmeyeceği ve bebeğin risk altında olup olmadığı tespit edilir.

Sarılığın gerçek değerini belirlemek amacıyla kan bilirubin düzeyine bakılması gerekmektedir.Annenin ve bebeğin ABO ve Rh tipi kan grupları rutin olarak belirlenmelidir.Çünkü annenin Rh (-) bebeğin Rh (+) olduğu durumda ve annenin O kan grubu bebeğin A veya B kan grubu olduğu durumlarda sarılık ciddi düzeylere ulaşabilir.Ayrıca sarılığın ciddi ve araştırılması gerektiği durumlarda hem anne hem bebekten çeşitli ek tetkikler görülmesi zorunludur.

Yenidoğan Sarılığında Tedavi:

Yenidoğan sarılığı tümüyle fizyolojik ve iyi seyirli olabileceği gibi, başta sinir sistemi olmak üzere toksisiteye neden olarak ciddi sorunlara yol açabilir.Yenidoğan sarılığının en korkulan komplikasyonu beyin sapı ve beynin çeşitli çekirdeklerini etkileyen ve kern ikterus olarak adlandırılan durumdur.Kern ikterus beyin dokusunda bilirubin toksisitesine bağlı oluşan kalıcı beyin hasarıdır.

Yüksek bilirubin düzeyini azaltmanın çeşitli yöntemleri vardır.Fototerapi ve kan değişimi en sık uygulanan yöntemlerdir.Fototerapi (ışık tedavisi) tedavide ilk seçenektir.Bu yöntemde bebek çıplak halde belirli spektrumda ışık yayan cihaza yerleştirilir.Cildin mavi veya mavi-yeşil ışık ile irradiyasyonu, bilirubini karaciğerde ek işleme gerek kalmadan safra ile atılabilir hale dönüştürür.Oldukça etkili bir yöntemdir ve bilinen ciddi yan etkisi bulunmamaktadır.Bu tedavi yöntemi devam ederken beslenmeye kesinlikle ara verilmemelidir.

Kan değişimi, ciddi sarılık tedavisinde ilk bulunan yöntemdir.Günümüzde azalmakla birlikte halen özellikle belli nedenlere bağlı oluşan sarılıkların tedavisinde ilk seçenek tedavi yöntemi olabilmektedir.Bu yöntemde göbekten geçen ana toplardamardan kateter yardımıyla girilerek bebeğin kan volümünün büyük kısmı bir vericiden alınan taze tam kan ile değiştirilir ve böylelikle bebeğin kanındaki bilirubin ve sarılığın artmasına yol açan maddeler kısa sürede ve etkili bir biçimde uzaklaştırılır.Girişimsel bir işlem olması nedeniyle çeşitli komplikasyonlar gelişebilir.Ancak mutlak gerekli olduğu durumlarda uygulanması zorunludur.

Yenidoğan Sarılığından Korunma:

Yenidoğan sarılığı büyük oranda iyi seyirli bir durum olmakla birlikte ciddi komplikasyonları olması nedeniyle dikkatli olunması gereken bir durumdur.Önleme ve takipte hem aileye hem doktora düşen görevler vardır.Düzenli gebelik takiplerinin yaptırılması,annenin gebelik süresince enfeksiyonlardan korunması,anne ve babanın kan gruplarının tespitinin yapılması önemlidir.Ailede kalıtımsal kan hastalığı,kardeşlerde ve akrabalarda ciddi sarılık öyküsü akılda tutulmalı ve doktora bildirilmelidir.

Bebeğin doğumundan sonra olabildiğince erken zamanda ve sık olarak anne sütü ile beslenme sağlanmalıdır.Beslenme sorunları ile karşılaşıldığında  bebeğe faydalı olduğu düşünülerek başlanan su-şekerli su gibi sıvılarla besleme yönteminden kaçınılmalı ve bir uzmana başvurulmalıdır.Doğum sonrası hastaneden taburculuk öncesinde bebek sarılık ve diğer sorunlar açısından doktor muayenesinden geçmelidir.Hayatın ilk 24 saatinde ortaya çıkan,hızlı ilerleyen ve uzun süren sarılıkların önemi bilinmeli ve hastaneye başvuruda gecikilmemelidir.

Dr. Saliha KANIK

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

salihakanik@gmail.com

Bu makale toplam 9234 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2018 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR