![]() | |
1876 Tarihli Çaykara Yöresi nüfus hareketleri | ![]() |
Çaykara'nın diğer köyleri | ![]() |
Tarihi Seyir içinde Çaykara | ![]() |
Yeşilalan Muhtarları | ![]() |
Yeşilalan ve Baltacılı Köylerini tanıyalım | ![]() |
![]() |



![]() | |
1876 Tarihli Çaykara Yöresi nüfus hareketleri | ![]() |
Çaykara'nın diğer köyleri | ![]() |
Tarihi Seyir içinde Çaykara | ![]() |
Yeşilalan Muhtarları | ![]() |
Yeşilalan ve Baltacılı Köylerini tanıyalım | ![]() |
![]() |
![]() | |
![]() |
![]() | |
Çaykara'nın diğer yaylaları | ![]() |
Yeşilalan ve Baltacılı yaylaları | ![]() |
![]() |
![]() | |
Çaykara'nın alimleri | ![]() |
Haci Ferşad Efendi | ![]() |
Mehmet Kamil Efendi | ![]() |
![]() |
![]() | |
Köyümüzdeki halk ozanı ve şairlerimiz | ![]() |
![]() |
![]() | |
![]() |
![]() | |
![]() |
![]() | |
![]() |
Kur’ân, sözde durmayı ve antlaşmalara riayeti imanın bir gereği saymıştır. “Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin...” (Mâide,5/1.) Burada, hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını, Allah’ın emir ve yasaklarını, uygulanması gereken kuralları, hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri, verdikleri sözleri kapsamaktadır.
Kur’ân; ahde vefanın önemi ve ahitlerin yerine getirilmesi hususunda çok titiz davranır. Ahit, hem Allah’ın insanlara teklif etmiş olduğu hükümler ve hem de insanların Allah’a karşı veya Allah adına diğerlerine karşı yerine getirmeyi taahhüt etmiş oldukları hususlar olduğu içindir ki, Allah Teâlâ, bu hususta “ (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.” (En’am,6/152)
Allah’a, insanlara ve birebir kişilere verilen her söz ve taahhüt bir sorumluluğu gerektirir. Ahde vefa göstermeyenler Allah’a karşı sorumludurlar: ve nitekim yüce yaradan “.... Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.”( İsrâ, 17/34.) “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.” (Saf,61/ 2-3.)
Her konuda olduğu gibi, ahde vefada da tüm insanlık için örnek olan Peygamberimizi ve ecdadımızı örnek almalıyız. Şu iki olay ahde vefanın peygamberimiz ve ecdadımız tarafından ne kadar önemsendiğini Allahın emri ve insanlığın gereği olduğunu bize göstermiyor mu? Peygamberimizin şu hareketi her türlü takdirin üstünde değilmidir?
Abdullah İbnu Ebi'l-Hamza (r.a) anlatıyor: "Resulullah (s.a)'a daha bi'set (peygamberlik) gelmezden önce bir şey satın almıştım. O alışverişten ona hâlâ bir miktar (borç) bakiyesi kalmıştı. Ben o kalanı, kendisine yerinde vermeyi vaat ettim. Ama bunu unuttum. Üç gün geçtikten sonra hatırladım, geldiğimde o hâlâ (sözleştiğimiz) yerindeydi."Ey genç bana meşakkat verdin, ben üç gündür burada seni bekliyorum!" buyurdular ."[Ebu Davud, Edeb 90, (4996).]
Evet, önderimizin ahde vefası bu. Bu ve benzeri davranışlar değil mi idi onu bi’seten önce Muhammedül emin eden.
Milli şairimizin bakış açısı nasıldır dersiniz? Yakın arkadaşı Fatih Gökmen anlatıyor; Akif, verdiği söze bağlı olmayanlara insan gözüyle bakmazdı. Aramızda geçen bir olayı anlatayım: Ben Vaniköy'de oturuyordum. Kendisi de Beylerbeyi'nde. Bir gün, öğlen yemeğini bende yemeyi, sonra da oturup sohbet etmeyi kararlaştırdık. O gün, öyle yağmurlu, boralı bir hava oldu ki her taraf sele boğuldu. Havanın bu haliyle gelemeyeceğini gördüm. Yakın komşulardan birine gittim. Yağmur, bütün şiddetiyle devam ediyordu. Eve döndüğümde ne işiteyim, bu arada, Mehmet Akif Bey sırılsıklam bir vaziyette gelmiş. Beni bulamayınca, evdekilerin bütün ısrarlarına rağmen içeri girmemiş. «Selam söyleyin» demiş ve o yağmurlu havada dönmüş gitmiş! Ertesi gün, kendisinden özür dilemek istedim. Lakin - «Bir söz, ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir” dedi ve benimle altı ay dargın kaldı.”
Sevgili dostlar ecdadımızın anlayışı bu. Bu anlayış Osmanlıyı 500 yıllık iktidar yapıp cihana hüküm kıldı. Maalesef bizler kendi aramız da hatta Allahın adını andığımız halde (yemin ederek) vermiş olduğumuz sözleri yerine getirmiyoruz ve önemsemiyoruz. Müslmanlar olark İnsanlık olark Titreyip kendimize gelip kendi kendinmizi sorgulamalı ve ahde vefanın önemini algılayarak Müslümanlığın gerektiği gibi hareket etmeliyiz.
Nelere söz vermedik ki ,veya nelere söz vermiyoruz ki; Allaha kalubelada söz vermedik mi, Peygamberimize sözünü tutmak için söz vermedik mi. Çalıştığımız kurumlara ihanet etmeyeceğimize görevimizi layıkıyla yerine getireceğimize liderlerimize ihanet etmeyeceğimize söz vermedik mi. Ailemize, Eşimize, Çocuklarımıza Yakın arkadaşlarımıza hatta kendi kendimize söz vermedik mi veya vermiyor muyuz. Vermiş olduğumuz sözlerin ne kadarını yerine getiriyoruz .Dürüst olun ve sorun kendinize, ne cevap alacaksınız. Çoğu zaman gerisini hiç düşünmeden hesap etmeden dilin kemiği yok ki ağzı olan konuşuyor misali konuşup söz vermiyor muyuz? Ona buna etrafımıza Oysa bilmeliyiz ki laf ağızdan çıkana değin emrimizdedir. Sonradan eyvah para etmiyor vesselam
Cemredergisi genel yayın yönetmeni
Celalettin AKÇADOĞAN