Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Avukat Fahri Kumkumoğlu Sizlerle
23 Kasım 2007 Cuma Saat 23:32
AVUKAT FAHRİ KUMKUMOĞLU’İLE
YAPILAN RÖPORTAJ
Av.Fahri Kumkumoğlu
Yönetici:: Değerli okurlarımıza,...
AVUKAT FAHRİ KUMKUMOĞLU’İLE



YAPILAN RÖPORTAJ






Av.Fahri Kumkumoğlu





Yönetici:: Değerli okurlarımıza, yeni bir hemşehrimizi tanıtmanın heyecanı ile yine karşınızdayız. İstanbul’un bir köşesinden, avukatlık bürosundan sizleri sitemize konuk edeceğiz. Hemşehrilerimizin ilgi ile okuyacakları bir söyleşimiz olacaktır. Sohbetimize başlamadan önce okurlarımıza kendinizi tanıtırmısınız?



Kumkumoğlu:: 1963 yılında köyümüzde ailemizin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Köyümüzün ilk öğretmeni İbrahim Hakkı Kumkumoğlu’nun oğluyum. İlk okulu köyümüzde Yeşilalan ilkokulunda, orta okulu Çaykara İnönü Lisesinde, Lise öğrenimimin bir kısmını Trabzon lisesinde okuyup yine Çaykara İnönü Lisesinden 1981 yılında mezun oldum. Üniversite öğrenimime Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliğinde devam ederken İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Çok istediğim hukuk eğitimimi 1990 yılında tamamlayarak İstanbul’da Avukatlık yapmaya başladım. Evliyim. Egecan adında bir oğlum vardır.



Yönetici: Sayın Kumkumoğlu, şu ana kadar yaptığımız bu tanıtım çalışmalarında site olarak çok büyük ilgi ile karşılaştık. Hemşehrilerimizi burada buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Bu itibarla bu ilgiye layık olabilmek için, site yönetimi , başta sayın (Sivri) Ayhan yıldırım hocam ve sitede çalışan yönetici arkadaşlar büyük gayret göstermektedir. Siz gurbette yaşayan bir hemşehrimiz olarak sitemiz hakkındaki görüşlerinizi ve önerilerinizi değerli okuyucularımıza aktarırmısınız?



Kumkumoğlu: Öncelikle özverili biçimde çalışan site kurucu, yönetici ve çalışanlarını yürekten kutluyorum. Çok güzel hizmet. Köyümün sitesi bilgisayarımda süreli açıktır. Her gün ziyaret etmesem rahat olamam. Site sayesinde köyle içi içe oluyorum. Özlemimin bir kısmını böyle bastırıyorum. Hele yeni bir haberi okumak yada siteye eklenen yeni resimlere bakmak bana büyük keyif veriyor. Çocukluğumun geçtiği, rüyalarıma konu olan mekanları seyrederken hayalimde kendimi resmin en güzel yerine koyarak mekanları geziyorum. Yani site yöneticilerinin emekleri ile her gün İstanbul’dan Holaysaya, Çahmuda, Tufaya, Evoşkaya, Baçıhaya, Komlara gidip geliyorum. Hele çocuk olarak tanıdığımız hayalimizde hala öyle kalan çocukların kıskanılası başarılarını görmek büyük mutluluk ve köy için büyük gurur. Elinize sağlık, emeği gecen herkese teşekkürler. Dileğim heyecanınızın kaybolmamasıdır. Hep böyle kalın.



Yönetici: Sayın Kumkumoğlu, bize mesleğiniz olan avukatlık tanımını yaparak ilgili alanlarınızı okuyucularımızla paylaşırmısınız?



Kumkumoğlu: Avukat, hukuk öğrenimi görmüş; mahkemelerde, devlet dairelerinde ve serbest meslek yaşamı içerisinde temsil ettiği kişilerin hak ve yararlarını koruyan ve temsil ettiği kişilere yol gösteren kişidir. Sosyal yaşam içerisinde herkesin bir gün mutlaka ihtiyaç duyacağı onurlu ve sorumluluğu büyük bir meslektir. Kısaca avukat, mahkemelerde hakkın sahibine teslim edilmesi için yargıya yardımcı olan kişidir. Avukatlığın amacı, hukuki ilişkilerin düzenlenmesi, her türlü hukuki sorun ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi konusunda yargı organlarına yardım etmek olarak da açıklanabilir. Ülkemizde toplum tarafından avukatlık mesleği yanlış yorumlanmaktadır. Avukat toplum tarafından savunduğu kişi ile özdeşleştirilir. Oysa avukat savunduğu kişinin ortağı yada savunduğu sanığın suç ortağı değildir. Savunma kutsaldır ve mahkemelerde yargılanan kişilerin olmazsa olmaz haklarındandır. Yargılanan bu hakkını adil biçimde ancak bilge kişiler eliyle kullanabilir. Mahkemelerde de bu bilge kişiler avukatlardır. Hem hukuk davalarında hemde ceza yargılamalarında avukatsız yargılamada adil yargılanmaktan söz etmek çok güçtür. Çünkü hukukta hakların kullanımı bazen şekil şartlarına bağlıdır. İlgili bu şekil şartlarını bazen bir hakkın zayi olmasına bazen de özgürlüğün sınırlanmasına yada hakkın kaybına yol açabilir. Bu nedenle bilinenin aksine avukatlık çok kutsal ve onurlu bir meslektir.

1991 yılından Avukatlık ruhsatımı alarak İstanbul’da serbest avukat olarak çalışmaya başladım. Mesleğimi yoğun biçimde şirketlere hukuk müşavirliği yaparak sürdürmekteyim.









Yönetici: 1 Haziran 2005 tarihinde çıkarılan ceza muhakemesi kanununu (CMK) halen yürürlükte ise kısaca bize içeriği hakkında bilgi verirmisiniz?



Kumkumoğlu: Ülkemizde ceza yargılamasına yenilikler getiren ve sizinde aktardığınız gibi Ceza Muhakemesi Kanunun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve halen yürürlüktedir.

Ülkemizde yapılan bir kısım reformlar kapsamında ceza yasalarımız değiştirilmiştir. Ceza kanunumuz, ceza usul kanunumuz ve Ceza İnfaz kanunumuz değiştirilerek daha uygar ve çağdaş hale getirilmeye çalışılmıştır. İlke olarak insan haklarını esas almışlardır. Eski yasalarda devlet daha ön planda iken yani yasalar ile birey ön plana çıkarılmıştır.

Eski ceza yasalarımız İtalyan ve Alman yasalarından tercüme edilerek alınmıştır. Yeni ceza yasaları ile getirilen toplumumuzu yakından ilgilendiren yenilikleri sıralarsak;

Hapis cezalarına alternatif yaptırımlar getirilmiştir. Devlet dairesinde çalışmak, kitap okumak, temizlik elemanı olarak çalışmak gibi, İlk defa soykırım ve insanlığa karşı suçlara Ceza Kanunu'nda yer verildi. Soykırım suçu ve insanlığa karşı suç işleyenlere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,

İnsan üzerinde yasaya aykırı olarak bilimsel deney yapan kişiye hapis cezası, İşkenceye ağır ceza, Bir kimseye eziyet çektirenlere hapis cezası, Rızası olmadan bir kadının çocuğunu düşürten, kürtaj yapan veya yaptıran, yaptırmaya zorlayan kişi 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası, Son yıllarda çok yaygınlaşan kapkaç suçu, nitelikli hırsızlık kapsamına alınarak, Kapkaççılara 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası, Alkollü araç kullanan hapis cezası, Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları kasten atan kişi için hapis cezası, Yapı ruhsatiyesi almadan gecekondu şeklinde bina yapan veya yaptıran kişiler ile buralara elektrik, su, telefon bağlantısı yapılmasına müsaade edenler 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası, Müstehcen içerikli kaset, kitap, dergi gibi ürünleri çocuklara satan veya görebilecekleri şekilde sergileyen kişilere, Çocukları porno amaçlı kullananlara hapis cezası,

Aynı konutta yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse içinde hapis cezası,

Aile hukukundan doğan bakım ve eğitim yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiye ve hamile eşini terk eden kişiye hapis cezası getirilmiştir.



Yargılama usulüne ilişkin yenilikler: :



Tanıklar mahkemelere yazılı davetiye dışında telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de çağrılabilecek.

Devlet sırrı mahkemeden gizlenmeyecek,

Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa, kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınacak. Hakim tanığı gizli olarak dinleyebilecek.

Polis, yakaladığı kişiye haklarını okuyacak, Gözaltı süresi 24 saati geçmeyecek. Toplu

olarak işlenen suçlarda bu süre 4 güne kadar uzatılabilecek. Polis yakaladığı şüpheliye yakalanma sebebini söyleyecek ve haklarını okuyacak. Kadın şüpheli, bayan doktora muayene olabilecek.

Tutuklama 5 yılı geçmeyecek.

Suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığına bağlı olarak hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcının kararıyla telefon dinlenebilecek. Örgüt suçları dışında, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma gibi suçlarda da telefon dinlenebilecek. Adliye binası içerisinde ve duruşmalarda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletlerin kullanılması yasaklanmıştır.



Açıklamaya ve sıralamaya çalıştığım gibi getirilen yeni ceza yasaları insanların daha huzurlu, çağdaş yaşamaları amaç edinmiştir.



Ama bireyi ön plana çıkaran ve daha özgür bir yaşama amaç edinen yasalar kötü niyetli kişiler tarafından uygulandığı veya yasalardaki özgürlükler kötü niyetli kişiler tarafından kötü amaçlar için kullanıldığı zaman toplumu ve toplum düzenini kaosa sürükler.



Ülkemiz bu dönemde bu süreçten geçmektedir. Gerek görsel basında gerekse yazılı basında devlete açık olarak saldıran ve meydan okuyan kişiler devletin daha uygar ve çağdaş yaşamaları için kendilerine tanıdığı hakları kullanarak bu saldırılarını gerçekleştirmektedirler. :












Yönetici: Davacı veya davalı avukat tutma zorunluluğu varmıdır? Davalarını avukat aracılığı ile yapmak isteyen, fakat bunun için mali gücü olmayan kişiler ne yapmalı?



Kumkumoğlu: Hukuk davalarında taraflar davacı ve davalılardır. Ceza davalarında ise taraflar sanık(şüpheli),ile müştekidir.

Hukuk uygulamamızda kural olarak isteğe bağlı avukatlık sistemi vardır. Davalarda dileyen dilediği kişiyi avukat olarak tutma hakkına sahiptir.

Hukuk davaları için avukat tutma zorunluluğu yoktur. Aynı kural istisnalarla ceza davaları içinde geçerlidir. Ceza davalarında 18 yaşından küçüklerin, sağır dilsiz ve kendini savunamayacak derecede bedensel ve zihinsel engeli olan ve yargılandığı cezanın sınırı beş yıldan fazla olan kişiler için isteklerine bakılmaksızın müdafi tayin zorunluluğu vardır.

Ceza davalarında; kişinin müdafi (Avukat) seçebilecek durumu, ücretini ödeme olanağı yoksa soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanma hakkı vardır. Bu durumda kendisini baro tarafından görevlendirilmiş avukat ücretsiz olarak savunacaktır.



Yönetici: Sayın Kumkumoğlu, bir avukat önce söz konusu olayı yada durumu hukuk açısından değerlendirir, sonra davayı üstlenir. Genelde üstlenilmeyen davalar varmıdır, üstlenmiyorsa nedenleri nelerdir?



Kumkumoğlu: Avukat işi kabul edip etmeme konusunda tamamen özgürdür. İşini yaparken kimseden talimat, emir almaz.Dilediği işi kabul edip etmeme özgürlüğüne sahiptir. Fakat avukat bu hakkını meslek ediği olarak kötüye kullanamaz. Savunulmak zorunda olan kişinin savunmalığını edik olarak üstlenmek zorundadır. Çünkü her avukat savunmanın kutsallığına inanır.



Toplumlarda mutlaka kötü suç tipleri vardır ve bu suçlar toplum tarafından hiçte hoşgörü ile karşılanmaz. Bu tip davalarda avukatlık yapan meslektaşlarımız toplum tarafından süreli eleştirilir ve paragöz olarak suçlanır. Daha önce aktardığım gibi avukat suçlunun suç ortağı değildir. Avukat davada suçlunun kişiliğini değil eyleminin hukuka uygunluğunu tartışır ve savunduğu kişinin eylemi ile ilgilenir. Yani avukat müvekkili ile özdeş değildir.



Çünkü, fırıncı ekmek satarken kimsenin kişiliğini sorgulamaz, aynı nitelikte duvarcı duvar yaparken, müteahhit ev satarken, terzi elbise dikerken kimsenin kimliğini ve kişiliğini sorgulamaz. Yada doktor hastasını tedavi ederken bu katildir bunu ameliyat edemem diyemez veya demez.

Avukatta fırıncı , duvarcı, doktor gibi mesleğini yaparken sadece önündeki dosyaya ve dosyanın yasalar karşısında savunması ile ilgilenir.



Yönetici: Sayın Kumkumoğlu, demokrasilerde “ kuvvetler ayrılığı “ ilkesi gereği yasama, yürütme ve yargının birbirinden bağımsız olarak çalışması esastır, deniliyor. Ülkemizde bu ne kadar uygulanıyor?



Kumkumoğlu: Çağdaş, demokrasiyi özümsemiş ülkelerde yönetim biçimi kuvvetler ayrılığına dayanır. Kuvvetler ayrılığında yasama, yürütme ve yargı birbirinden tamamen bağımsızdır. Biri diğerinin alanına müdahalede bulunamaz.

Ne var ki ülkemizde bu kavramlar birbirine karıştırılmıştır. Yürütme organı yasama ve yargının üzerine süreli baskı kurmuş ve müdahalelerde bulunmuştur. Bu müdahaleyi Yürütmenin başı olan Başbakan, yasama organı olan parlamentoya girecek vekilleri bizzat kendisi belirleyerek gerçekleştirir. Böylelikle yasama ile yürütme organı iç içe geçmiş olur. Oysa seçim kanununda yapılacak ufak değişikliklerde seçmene seçeceği vekili belirleme hakkı verilmiş olsa yasama ve yürütme organı ayrışımına büyük katkı sağlanmış olacaktır.



Ayrıca yine yürütme organı bürokrasi eliyle de yasama üzerine müdahalelerde de bulunur. Bürokrasi, devlet geleneği içerisinde Yasama organının reform uygulamalarına genelde karşı çıkmıştır.



Kuvvetler ayrılığından Yargı erki de tam bağımsızdır.


Yasalarımızda; Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hüküm verirken hiçbir organ, makam ve merci veya kişiden emir yada talimat almazlar hükmü getirilmiştir. Yine bunun yanında yargıda bulunan bir olayla ilgili görüş bile bildirilemeyeceği kabul edilmiştir.



Bu yasal tespitlerin sonunda hemen yargının bu kadar siyasallaştığı ülkemizde yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir.



Ülkemizde, özellikle siyaseti yakından ilgilendiren yargı olaylarında ilk görüş bildiren yasama ve yürütme organı ilgilileridir. Bu organlar ellerindeki bu siyasi güçle mahkemeler üzerine baskı kurmaya çalışmak ve böylece de yargıyı siyasallaştırmaktadırlar.













Yönetici: Toplumumuzda “ hukuk adalete yönelmiş, toplumsal bir yaşam biçimidir “ anlamında bir kanaat var. Ülkemizde hukuk gerçek anlamda uygulanıyormu? Aksaklıklar varsa nedenleri nelerdir? Hukuksuzluğa karşı yeteri kadar yaptırımlar uyguluyabiliyormuyuz?



Kumkumoğlu: Toplumda kaos yaratmak için yapılacak en güzel çalışma toplumdaki adalete güven duygusunun zedelenmesidir.

Adaletin bulunmadığı toplumlarda huzurdan ve demokrasiden söz etmek mümkün değildir. İlk çağdan insanlar birlikte yaşamaya karar verdiklerinde aralarında düzenledikleri ilk anlaşma adaletin ve düzenin sağlanması yönündeki anlaşmalardır. Ülkemizde, bir önceki soruda açıklamaya çalıştığım gibi Yargıya yapılan müdahalelerle hukukun tam uygulandığı söylemek mümkün değildir. Yargı organları bile bazen etki altında kalarak siyasi kararlar vermiştir. Siyaseti yakından ilgilendiren olaylarda yargı organı bile farklı kararlar vermiştir.

Devleti ön planda tutan hukuk sisteminde bireyin hukuktan memnun olmasını beklemek biraz iyiniyet olur.



Hukuk bir gün herkese lazımdır. Bu ana kural herkes tarafından bilindiği ve kavrandığı zaman o ülkede hukuksuzluktan söz etmek mümkün değildir. Unutmamak gerekir ki ülkeyi yöneten diktatörler bile insanlığı ve insanlarını mahkum ettikleri yasaların kendilerine uygulanması ile mahkum olmuşlardır.



Ülkemizde devlet yönetiminde süreli güç kavgaları olmuştur. Yürütme organı tüm gücün sorumlulukları olmadan kendilerinde, güvenliğe yönelik kolluk kuvvetleri de tüm gücün kendilerinde olmasını için çabalamışlar ve bu güçlerini kimse ile paylaşmamışlardır. Ellerinden bu güçleri alınan organlar hukukun çaresizliğini örnekleyerek toplumun önüne süreli sunmuşlardır.



Hukukumuzda cezalara karşı yeterli yaptırımlar uygulanmaktadır. Fakat ülkede kaos yaratmaya çalışan güçler ise bu durumu topluma süreli yanlış bilgilendirmişledir.



Toplumların cezalarla terbiye edileceğini beklemekte mümkün değildir. Suçlara çok ağır ceza uygulayan toplumlarda suç oranlarının düştüğü yönünde herhangi bir istatistik bilgi yoktur. Uyuşturucuya karşı en ağır yaptırımlar İran’da olmasına rağmen uyuşturucu suçlarının yaygın olduğu ülkelerden biri de İran’dır.



Yönetici: Sayın kumkumoğlu, Köye gidermisiniz. Holaysa ile ilgili neler söylemek istersiniz?



Kumkumoğlu: Babam ve annem köyde yaşıyor. Bu nedenle köye sık sık gelirim. Mutlaka yaz tatilimin fazla kısmını köyümde geçiririm. Bayramların farkına köyde varıldığı için bayramlarda köyde olmaya özen gösteririm.

Dünyanın en güzel köyü köyüm ve dünyanın en güzel insanları köyümdedir. Köy için, gerekli olan herşey köyümde var. Üzüntüm köyümdeki köy evlerinin yok olması, eski arkadaşlıkların yok olmasıdır. Köyümü çok özlüyorum. Hele çocukluğumun geçtiği okulun bahçesi, bahçedeki maçlar yada rahmetli Baltacı Muhammet amcanın dükkanındaki yaşlıları sohbeti ve esprileri aklımdan hiç çıkmaz.

Köyümü ve insanlarını çok seviyorum. Onlarla bir araya gelmek beni çok mutlu ediyor. İstanbul’da Çaykara ve Dernek pazarı Eğitim kültür Derneği’nin başkan yardımcısıyım. Haftada en az iki gün derneğe gider hemşehrilerimle görüşürüm. Gitmediğim zamanlar çok huzursuz olurum. Köyümün bölgemin hasretini burada gidermeye çalışırım.

Sizlerin aracılığı ile İstanbul’daki hemşehrilerimizi buraya davet ediyorum..






Yönetici: İstanbul’un yoğun yaşamından bizlere zaman ayırarak çok güzel bir söyleşi yaptık. Kendinizi hemşehrilerimize tanıtarak, fikirlerinizi onlarla paylaştınız. Bundan sonra hemşehrilerimize çok büyük hizmetleriniz olacağına inanıyoruz. Holaysa’ lılar adına site yönetimi olarak bundan sonraki yaşamında sağlık mutluluk ve başarılar diliyoruz?



Kumkumoğlu: Bende sizlere çok teşekkür ederim. Bende bu birliktelikten çok keyif aldım. Başarılarınız daim olsun. Şimdiden bu sohbetimizi okuyan ve beni hatırlayan herkese selam ve saygılarımı sunuyorum.











Röportaj: Kemal ÇUMAN

İRTİBAT:

GSM: 0-505-519 84 30

e-posta: kemal.cuman@turktelekom.com.tr













Bu haber toplam 9135 defa okundu.
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2017 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR