Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HAFTANIN KONUĞU BEYZA SAYAR
13 Kasım 2008 Perşembe Saat 11:30
Ben Beyza Sayar. 1987 Rize doğumluyum. Köyümüzden rahmetli Mustafa Sayar’ın oğlu Ali Sayar’ın kızıyım. İlköğretim ve lise eğitimimi Karadeniz Ereğli’de tamamladım

önetici: Üniversiteli gençlerimizi tanıtmaya devam ediyoruz. Bu günkü durağımız, Selçuklu devletine başkentlik yapmış, Hz Mevlana celaleddin rumi’nin mesajlarının tüm Dünyaya yayıldığı bir ilimizden, Konya’dan değerli okurlarımıza sesleneceğiz. Konuğumuz, Selçuk Üniversitesi İngilizce öğretmenliği bölümü 4 üncü sınıf öğrencisi Beyza Sayar. Sohbetimize başlamadan önce kendinizi okurlarımıza tanıtırmısınız? 

Ben Beyza Sayar. 1987 Rize doğumluyum. Köyümüzden rahmetli Mustafa Sayar’ın oğlu Ali Sayar’ın kızıyım. İlköğretim ve lise eğitimimi Karadeniz Ereğli’de tamamladım. Şuan Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği son sınıf öğrencisiyim. Ailem halen Ereğli’de oturmakta. Babam öğretmen, annem ev hanımı. Ailemin 3 çocuğundan en büyüğüyüm. Biri kız biri erkek iki kardeşim var. Erkek kardeşim Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi öğretmenliğinde, kız kardeşim ilköğretim 5.sınıfta okumaktadır.

Yönetici: Sayın Sayar; Her üniversite öğrencilerimize sorduğumuz soruyu size de sormak istiyorum. Şu anda eğitim gördüğünüz bölümü kendi isteğinizle mi okuyorsunuz? Neden İngilizce öğretmenliği?

Sayar: Bizde öğretmenlik genetik sanırım. Aile mesleği : )) Şaka bir yana İngilizce öğretmenliğini kazanarak hedefime ulaştım diyebilirim. Lisede bölümümü dil olarak seçtim ve İngilizceye yöneldim. Bölümümü seçerken çok düşündüm ve öğretmenlik yapmak istediğime karar verdim. İnsanlara faydalı olmak, bir şeyler katmak güzel bir şey. Öğretmenlik hem çok zor hem de çok güzel bir meslek.. Bir bayan için de uygun meslek olduğunu düşünüyorum.

Yönetici: Ülkemizde herkes yüksek öğrenim okullarını başarılı bir şekilde tamamlayabilir, hatta aldıkları eğitim alanında çok iyi bir bilgi birikimine sahip olabilirler, ancak eğer yabancı diliniz yeterince iyi değilse iş bulma şanslar çok düşük. Dil eğitimi sabır isteyen ve zorlukları olan bir eğitimdir. İngilizce eğitimi alan biri olarak, konu hakkında neler söylemek istersiniz? Ayrıca dil eğitimi almak isteyenlere önerileriniz varmı?

Sayar: Gerçekten de günümüzde yabancı dil iş bulmak için şart. Hatta iş verenler bir değil bir kaç dil arıyorlar. Sadece iş bulmada değil artık günlük hayatta bile dil çok gerekli. İnternetin, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde birçok terimi yabancı dilde kullanıyoruz. Yabancı dil eğitimi sabır ister ve zordur. Çünkü dil nankördür, ilgi bekler. İlgilenilmezse çok kolay unutulur. Yabancı dil eğitimine küçük yaşlardan itibaren başlanmalıdır. Çünkü küçük yaşlarda verilen bilgi daha kolay alınır ve ana dil niteliğinde gelişir. Dil sadece dilbilgisi olarak verilmemeli, kullanımına da önem verilmelidir. Ama isteyen herkes yabancı bir dili kolayca öğrenebilir tabiî ki. İyi derecede pratik eğitimi veren kurslara (mümkünse yabancı eğitmenleri olan) gidilebilir.Yabancı dilde kitaplar okumanın da çok büyük faydaları vardır. Bunun dışında yabancı filmler, şarkılar da faydalı olacaktır. Ne kadar kurslara gidilse öğrenilse de ana dilimiz gibi olmuyor bunun için bir dili ortamında öğrenmek en güzel yöntemdir. Bu yüzden imkanı olanlara öğrenecekleri dili yerinde öğrenmelerini öneririm.

Yönetici: Sayın Sayar; Üniversitede okuyan bayan öğrencilerimizin en büyük sorunları sizce nedir?

Sayar: Eşarbımdan da anlaşılacağı üzere en büyük sorun tabiki de yasaklar. Sözde demokrasi ile yönetildiğimiz bir toplumda yaşıyoruz ve en büyük sorunumuz da bu. Bazı arkadaşlarımız barınma sorunları da yaşıyorlar. Yurtlarda olsun evlerde olsun sıkıntılar olabiliyor. Türkiye şartlarında bayanlar erkekler kadar rahat olamıyorlar. Ortam açısından sıkıntı yaşanabiliyor. Ailelerinden uzakta okuyan arkadaşlarımıza büyük sorumluluklar düşüyor.

Yönetici: Sosyal ve kültürel alanlarda hızlı bir modernleşme ve değişme süreci içinde bulunan Türkiye’mizde, yaşlı ve genç nesiller arasındaki anlaşmazlıklar giderek artmaktadır. Karşılıklı bir iletişimin olmaması sonucunda ise doğal olarak hoşgörüsüzlük ve tepkileşme çatışmayı doğurmaktadır. Sizce bu süreçle sorunları en aza indirmek için neler yapabiliriz?

Sayar: Nesiller arasında problemlerin olması aslında çok doğal. Gerek kültürel gerekse sosyal açıdan o kadar hızlı değişiyor ki toplum , bunun olmaması imkansız. Gençlerin elindeki imkanlar, hayat şartları, yaşam tarzları eskisi gibi değil. Büyükler farklı ortamlarda, farklı şartlarda büyüdükleri için şimdiki gençleri anlayamayabiliyorlar. Bu durumda tabiî ki de karşılıklı anlayış, hoşgörü ve sabır çok önemli. Yaşlılar gençleri anlamaya çalışsa, sabırlı davransa, gençler de biraz daha sabırlı ve saygılı olsa sanırım sorun kalmaz.

Yönetici: Sayın Sayar; Ülkemizde uygulanan eğitim sistemini nasıl buluyorsunuz? Ayrıca üniversitelerde verilen eğitim sizce yeterli mi?

Sayar: Toplumların sosyal, ekonomik ve siyasal yönden gelişmesinde eğitim büyük bir öneme sahiptir. Ülkemizde hala oturmamış bir eğitim sistemimiz var maalesef. Ülkemiz de öğrenci sayısı da oldukça fazla. Bu genç nüfus yapısı değerlendirilebilirse ülkemizin geleceğini belirleyen önemli bir avantaj anlamına gelmektedir. Fakat eğitim koşulları ümitsizliğe sebep olmaktadır. Eğitim sisteminin temel sorunlarının başında toplumsal sınıflar arasındaki farklı eğitim koşullarının olması ve bu eşitsizliğin öğrencilere yansıması gelmektedir. Eğitim kurumlarının fiziksel altyapı eksikleri ve eğitim felsefesindeki sorunlar eğitim sistemimizi olumsuz etkilemektedir. Birçok yerde iki üç öğrencinin bir sırada oturduğu kalabalık sınıflar, birden fazla sınıfın bir öğretmenle bir sınıfta okutulduğu birleştirilmiş sınıflar halen vardır. Çoğu okulun kütüphane, laboratuar, spor sahaları gibi eksiklikleri de var. Ülkemizde eskiden beri ezberci eğitim uygulanmaktadır. Çocuk ve gençlik dönemlerinde gençlere sadece teorik bilgi yüklemeye çalışmak hem çocuk ve genç psikolojisine uymayan hem de eğitim felsefesine uymayan bir yöntemdir. Çocukların oyun, eğlence ve sosyal etkinlik ihtiyaçları da göz önünü alınması gerekmektedir. Son yıllarda bunu geliştirmek adına ilköğretim ve ortaöğretimlerde gelişmelerin olması sevindirici... Eğitim sistemimiz öğrencileri birey olduklarının bilincine varmalarını hedeflemeli, sorgulayan, eleştiren ve tartışan bireyler yetiştirilmelidir. Öğrencilerin niteliği, öğretmenin davranışları ile de ilişkilidir. Öğretmenlerin verdikleri bilgilerin yanı sıra, tutum ve davranışları da oldukça önemlidir. Eğitim bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir. Öğrenci, öğretmen, okul, yönetici, veli vs.
Eğitim sistemimizdeki önemli sorunlardan biri de cinsiyetler arasındaki eşitsizliktir. Kadınlar erkeklere göre dezavantajlı konumdalar. Bunun belirgin olarak okuma-yazma oranında, kır-kent ayrımında ve eğitim kurumlarına görmekteyiz.. Üniversitelerdeki eğitime gelince .. Üniversitelerin birçok görevi vardır. Araştırmacı yapıda kişiler yetiştirmek, bilimsel ve düşünce özgürlüğünü sağlamak gibi.. ama bunu tüm üniversitelerin ne kadar gerçekleştirebildiği tartışılır. Ülkemizde sorunlar üniversitelerde de devam etmektedir. Üniversitelerdeki eğitim de yeterli değil maalesef. İyi organize olamamış ve bütünsel bakamayan bir sistem var karşımızda. Bazı üniversite hocalarının yeterli olamaması, kendini geliştirmemiş olması da üniversitelerdeki eğitimi kısıtlamaktadır. Bunun için kişinin kendini yetiştirmesi, geliştirmesi gerekiyor.

Yönetici: Son yıllarda, birbirleri ile iletişimi kopan köylülerimizi bütünleştirmek ve yeni nesilleri tanıtmak için sitemiz yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Genç nesil olarak sizlerinde bu konu hakkında düşünceleriniz ve önerileriniz mutlaka vardır. Okuyucularımıza bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?. Sayar: Çalışmalarınızı takip etmeye çalışıyorum. Köyümüzün bir sitesi olması, teknolojiyi yakından takip etmesi çok hoş. Gerçekten zor ve sorumluluk isteyen bir iş yapıyorsunuz. Sitemiz sayesinde birçok hemşerimizi tanıdık, yeni arkadaşlar edindik. Yaptığınız haberlerle bilgileniyoruz. Uzaklarda yaşayan köylülerimizin kaynaşması için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bunun için sizi tebrik ediyorum.

Yönetici: Sayın Sayar; Memleketimizden uzakta yaşayan biri olarak, Köylerimiz ve yaylalarımız hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Sayar: Memleketten uzakta yaşasam da her yaz köye gelenlerdenim. Köyümüz ve yaylalarımız çok güzel. Doğası, havası gerçekten özleniyor. Hele de benim gibi Konya gibi bir yerde yaşıyorsanız : )) Sorunları, eksiklikleri de var tabi. Alt yapı, ulaşım sorunları hala devam etmekte.. Özellikle de yolların durumu çok kötü. Bazı köylerin yolları beton, asfalt olmuşken bizim köyümüzün yolları hala bu durumda. Öncelikle muhtarların bu konuda bir şeyler yapması lazım.Umarım bu sorunlar da bir an önce çözülür.

Yönetici: Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel diyen Mevlana’nın diyarından, Konya’dan değerli okurlarımızla fikirlerinizi paylaştınız. Site yönetimi adına size teşekkür ederim. Geleceğin eğitimcisi olarak bu ülkeye çok faydalı hizmetlerin olacaktır. Okul hayatında başarılar dilerim. Sayar: Ben teşekkür ediyorum. Size de çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.


Röportaj: Kemal ÇUMAN
e-posta: bilgi6161@gmail.com

Bu haber toplam 6051 defa okundu.
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2017 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR