Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yrd.Doç.Dr.İsmail ŞAHİN
isahin61@gmail.com
Cengiz Dağcı, Anne ve Yurt sevgisi üzerine birkaç söz…
11 Nisan 2011 Pazartesi Saat 23:04

“Hala annciğim diyorum sana. Oysa ihtiyar bir adamım ben. Saçlarım ağardı çoktan. Değnekle yürüyorum sokaklarda. Görme yeteneğim de zayıf. İki yıl olmadı yeni gözlük alalı; gene de, duraklarda güçlükle görebiliyorum yaklaşan otobüslerin numaralarını. Gözlükçüye gidip şikayet ettim geçenlerde: gözlüğünüzde kusura falan yok; görme yeteneğiniz değişiyor sadece, diyor gözlükçü. Görme yeteneğim mi değişiyor, çevremde gördüklerim mi değişiyorlar, bilmiyorum; bildiğim bir şey varsa, gözlerimde değişmeyen bir sen kaldın, Anne. Seni kırkbeş yıl öncesi gördüğüm gibi görüyorum hala. Kırk beş yıl! Herşey değişti bu kırkbeş yıl içinde...”

Bilemiyorum, Cengiz Dağcı’yı “Anneme Mektuplar”ından ötürü mü seviyorum?

Belki evet, ama ilk okuduğum eseri o değildi...

Yıllar önce “Yurdunu kaybeden adam”ı okuyarak tanımıştım. Onu tanıyana kadar Türk Romancılar vardı hayatımda, Dostoyevski, bir de Aytmatov.

Dağcı’nın romanları onların arasında, kendi halinde; sakin ve kendinden emin bir halde, keşfimi bekliyordu.

Türk Dünyası’ndan olup da soyadında “-ov” eki kullanmayan bir yazar olması şaşırtmıştı ve sevdirmişti beni ilk önceleri, sonra o muhteşem satırlar…

Yurdunu kaybeden adam, korkunç yıllar, Onlar da insandı, Genç Temuçin arka arkaya bir soluktu okuduğum kitaplar oldu.

O kadar bizdendi ki…

Şimdi anlıyorum. Dağcı’nın romanlarındaki “Gurbet” iklimi beni kendine çekiyordu.

Sonra, Anneme Mektuplar… O satırlarda anne sevgisinden güçlü bir şeyi öğrenmiştim; Anne hasreti…

21 yaşında görmüştü annesini en son. Sonra kopuş. Topraklarına “çökmüş” bir devlet için savaşmak en acısı. Ve esaret. Hem de en koyusundan.

En zoru ise hasret… Dağcı’nın “Anne hasreti” bu savaşla başlar. Savaş ve esaret yıllarındaki ayrılığa dayanılabilir. Lakin barışta?…

Annenin “orada” olduğunu bile bile, görememek. Kendisi İngiltere’de iken Annesi Kırım’da hala esirdir. Elini uzatır ama bir türlü tutamaz.  Dağcı’nın yurduna, annesine ve “o topraklar”a hasretini tüm romanlarda görmeniz mümkündür.

Kendini anlatır aslında…

Dün akşam bir şey daha öğrendim Cengiz Dağcı hakkında, romanlarını Türkiye Türkçesi ile yazmış. Türkiye Türkçesini Türkiye’den gelen mektuplar ve gazeteleri okuyarak geliştirmiş.

Romanlarındaki ıstırap, zulüm, yorgunluk, soğuk ve uzun yürüyüşlerin tasvirini bizzat kendi yaşam pratiğinden aldığını biliyoruz. Alman esir kamplarında edindiği “tecrübe”yi aktarır bize…

Dün Dağcı’yı dinledim…

Tatlı Türkçe’si, tonton ihtiyar haliyle…

Bize “o topraklara” neler olduğunu anlatan adamı daha sert biri olarak hayal ediyordum.

Romanlarında anlattıklarının bir kısmını kendinden dinledim. Çektiklerini o kadar “sıradan” bir şeymiş gibi anlatıyordu ki. Rusya’dan Polonya’ya uzun yürüyüşünü. Foseptik çukurunda geçirdiği aç ve soğuk günlerini. Öldürülme korkusu ile geçirdiği ayları; 70 yıldır yaşadığı hasreti…

Annesine, 70 yıldır görmediği kardeşi Ayşe’ye hasretini dinledik Cengiz Dağcı’dan. Kendisine gösterilen video görüntüsünü görünce yüzünün aldığı şekil beni en çok etkileyen sahne oldu. Şaşkınlıkla karışık bir duygu yoğunluğu, ağlamamak için kendini tutuşu…

Edebiyatçı değilim, sanat eleştirmeni de. O yüzden kitap benim için sadece okumak için değildir; sevmenin de bir aracıdır, taraf olmanın da. Bu sebeple severim Cengiz Dağcı’yı, bana hasreti, anneyi, yurdu; kendi ülkemin yazarlarından daha güçlü bir şekilde anlattığı için…

Yazının başında da dediğim gibi Dağcı’yı ifade eden iki şey var Anne ve Yurt hasreti.

“Yurt”ta anne değil midir zaten?

----

Beni bu satırları yazmaya sevkeden TRT Haber’derki “Cengiz Dağcı” belgeselini hazırlayanların yüreklerine sağlık…

Bu makale toplam 2025 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2017 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR