Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yrd.Doç.Dr.İsmail ŞAHİN
isahin61@gmail.com
Çaykara'yı Boğazlıyorlar, Biz Seyrediyoruz
13 Kasım 2011 Pazar Saat 15:30

Çaykara'yı bilir misiniz?

Hani şu, ülkemizin en bilinen turistik mekanlarından olan, kimilerinizin duvarlarını süsleyen iki minareli caminin sülüetinin düştüğü Uzungöl beldesinin bağlı olduğu ilçe.

Babamın onüç yaşında ekmek uğruna terk etmek zorunda kaldığı, görenlerin doğa harikası olduğu hususunda ittifak ettiği güzel belde.

İnsanlarının zekası, imanı, çalışkanlığı, vatan sevgisi, inadı ve aksiliği ile meşhur olduğu yer.

Çaykara'yı ben iki yaşındayken "ekmek kavgası" uğruna terketmişiz.

Çaykaralının kaderini belirleyen ana öge "ekmek"tir.

Her ailenin geleceğini bu güzel toprakların fukaralığı belirlemiştir.

Bu fukaralık bölge insanını, belki de ülkenin en göçmen topluluğu haline getirmiştir. Ve bu göç, sanayileşmemizle başlamamıştır.

Bundan yüz küsür sene evvel benim büyük dedemin, Amasya'nın Taşova'sında imamlık yaparken, yanında oğlu ile hayatını kaybettiğini hesap edersek, ekmek kavgası için göç hikayelerinin Osmanlı'ya kadar dayandığını söyleyebiliriz.

Bir "kot" mısır için yollara düşen insanların hikayesini anlatırdı Dedem ve Babam.

Bu fukaralık merkezli göçe bir örnek verilecekse, kendimi vermem doğru olur. Üç neslim, doğduğu yerde ölememiş ve sevdalık yaptığı topraklara gömülememiştir.

Bu ne hazin bir hikayedir, tahmin edebilir misiniz?

O güzelim dağlarda pek çok benzer hikaye yankılanır ve ülkenin en sık ormanlarında yok olur gider.

Şimdilerde annemin ve babamın sevdalık yaptığı dağlarda, amcalarımın dedemden kaçarak horon teptiği o el değmemiş dünya harikası coğrafyada grayderler gezinmekte.

Ülkemin en güzel dağlarının böğrüne sanki bir bıçak saplanmışcasına borular sokulmakta, derelerin boynuna kementler takılmaktadır.

Ülkenin belki de elde kalan son coğrafi harikasını mahvetmek için siyaset ve inşaat elbirliği içinde çalışmakta, vatandaşı "umut tacirliği" ile susturmaktadır.

Rize'de başarılı olamayan "elektrik fetişisti" müteahhit zihniyet, bu ülkenin en güzel vadisi olan Solaklı Vadisi'ne onlarca HES konduruyor.

20 kilometrelik vadiye onbir HES kondurmak ne demektir bilir misiniz?

Solaklı deresini her iki kilometrede bir betonla kaplamaktır. Sadece dereyi mi, o HES'e yeraltı sularını da akıtacak boruların çıkışındaki dağları da betonla kaplamaktır.

Yani, oradaki yeraltı ve yerüstü güzellikleri yoketmektir.

Devletluya "yahu bunu neden yapıyorsunuz?" diye sorulduğunda, "hizmet" denmektedir...

Ne güzel bir söz değil mi "hizmet"...

Ve devletlu bu "hizmet" konusunda o kadar kararlı ki buna karşı çıkan köylüleri dipçik marifetiyle susturmakta, köylüyü uçurumlardan aşağı yuvarlamaktadır.

Doğup otuz küsür yılını dışarda geçirmek zorunda kaldığım lakin her fırsatta havasını ciğerlerime çekmek için "kaçtığım" memleketime devletim ilk defa "kapsamlı" bir hizmet (?!) getirmiştir.

Bugüne kadar bu köylü, yollarını kazmalarla, gurbetteki zengininden topladığı paralarla yapmıştır.

Komşusunu, akrabasını ve bilcümle yakınını o yolları kazarken kayaların altında bırakmıştır. Devlet çağdaş zamanlarda gönderdiği grayderine mazot koymayı unutmuş, bu fukaralar gırtlağından kesip mazot parası yapmış, şöförün cebine bir paket "marlboro" koyup işini yaptırabilmiştir.

Evet, doğru...

Devlet ilk kez memlekete kapsamlı bir şekilde "hizmet" etmektedir.

Dünyanın en meşhur yaylalarından Sultanmurat'a yol yapmak için bütçe ayırmamakta lakin Solaklı Deresi'nin boğazına kement atmak için müteahhitlere milyar dolarları ayırabilmektedir.

"İki kilowat elektrik için köyümü mahvetme" diyen köylüye ise bu hizmetten "dipçik" düşmektedir.

Devletimiz bu konuda o kadar kararlı ki mahkeme kararını "takmayan" müteahhide kolluk kuvvetlerini tahsis ederek "hizmet"in yürümesini sağlamaktadır.

Sormak istiyorum, hangi "hukuk" devletinde hukuksuz bir işlemin yürütülmesi için devlet "muhafızlık" yapmaktadır?

Sevgili okuyucu, gayr-i hukuki uygulamalara itiraz eden köylülere PKK'lı teröristlerden esirgenmeyen "anlayış" esirgenmiş, vatandaş kolluk kuvvetleri tarafından darp edilmiştir.

Darp edilen köylüler devletin hastanelerinden, uğradıkları zulmü belgelemek için rapor alamadığını iddia etmektedir.

Mahkemenin "yürütmeyi durdurma kararı"nın uygulanmasını talep eden, buna uymayan müteahhidi protesto eden ve nihayet dayak yiyen köylü, hepsinin üzerine nezaretlere atılmakta, mahkemelerde süründürülmektedir.

Canhıraş mesajlar, mail kutularımızı doldurmakta; el'an bu zulmün devam ettiği iddia edilmektedir.

Evet, sevgili okur...

Eğer okur-yazarsan ve biraz kafanız çalışıyorsa bu memlekete devletlunun her geldiğinde daha ziyade "almak" için, geldiğini anlayabilirsin.

Bu uzun burunlu, alnı fukaralıktan kırışmış, gözleri umutsuzluktan çökmüş halk her şeye rağmen bu devlete sadece vermiştir.

Dün vatan için evladını, kendisine dönmeyeceğini bile bile vergisini vermiş. Kimileri gibi "devlet yapsın" dememiş yolsuz köyünün yoluna gurbetlerde üç kara kuruş karşılığı çalışarak biriktirdiği harçlıkları dökmüştür.

Ve şimdi, bu "vermekle maruf" milletten "güya" elektrik adına, birilerini finanse etmekten başka bir işe yaramayacak beton yığınları için dereleri, dağları, yaylaları yani yaşam kaynakları istenmektedir...

Bu sizce de biraz fazla değil mi?

Sevgili okur...

Memleketimin gurbeti kader edinmiş insanlarının ekmek uğruna terk ettiği, bir türlü dönemediği ve fakat ancak kırık camlı bir çerçeveye yerleştirip akşama dek temaşa edip iç çektiği Çaykara'yı gördünüz mü, Solaklı Vadisi'nin muhteşem havasını ciğerlerinize çektiniz mi?...

Eğer cevabınız "hayır" ise, gidin görün; çünkü, eğer sessiz kalmaya devam edersek yakında bir Çaykara, Solaklı Vadisi kalmayacak...

*** Köşe Yazısına katkı babında bir yorum gönderen, görev yaptığım fakültemin Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve Bölüm Başkan Yardımcısı arkadaşım Doç. Dr. Ercan N. Yılmaz'ın (ki kendisi de Orduludur) konuya katkı yapacağına inandığım yorumunu yazının altına atıyorum. Konunun teknik cephesini anlamamız açısından zihin açıcı bilgiler içeriyor"Türkiye nin elektrik olarak kurulu gücünün 52000 MW tı geçtiği günümüzde ikizdereye, solaklıya, fırtına deresine ve ismi duyulmayan bir sürü dereye kurulan HES lerin ne demek olduğunu iyi düşünmek lazım. Gerçekten bunlara ihtiyacımız varmı? Buradaki onlarca nehir tipi hidroelektrik santralın toplam gücünün Atatürk barajının yarısı bile etmediğini bilyor mu millet? Dahası bunların ömrünün 100 yıl olduğunu. 100 yıl sonra bunların ekonomik ömürleri dolduğunda yerlerinde bir çevre felaketi bırakacağını? 
Asıl Türkiyede kayıp ve kaçakların toplamının %23 olduğunu biliyor mu millet. Bunun en fazla %9 olması gerektiğini! bizde fazladan giden %14'ün bunun da yaklaşık 4 Atatürk barajı ettiğini!
Devletin imkanları o kadar fazla talan ediliyorki! Yetmiyor güzelim vadileri tarihi eserleri yok ediyoruz. Yine yetmiyor ve bu kafayla yetmeyecek. Daha bir sürü yeri yok edeceğiz.

 
İş ehlinde olmadıkça zor."

Bu makale toplam 4259 defa okundu.
işimize geldimi her şey oluyoruz
nihat özbay
ilk önce hocamı yazdığı yazıdan dolayı kutluyorum yazdığı her sadıra noktasına kadar katılıyorum HES ler savunan arkadaşlara ve abilerime şunu söyleyeceğim ben doğuda yaşayan bir karadenizli olarak şu aktarmak isdiyorum doğuda kullanılan eletrik % 80 kaçak bunu engellemeye çalışmayan hükümet o güzelim memleketimzi doğası bozmaya kalkıyor yiyorsa ve çesareti varsa o hükümetin gelsin doğuda kullanılan kaçak elektriği önlesi bi abi yukarda bi yorumda bekara karı boşama kolay diyor. Kolaysa gelsin o hükümet doğuda ki %80 lik kaçağı önlesin .... Ypamaz çünkü izin vermez bazıları taşları kaptıkları gibi o gelen yetkililer arkalarına bakmadan kaçarllar şimdi yukarıda bazı ları hükümeti savunuyorlar oysa o savundukları hükümet doğuda kullnılan kaçak eletri oların futurasına ansıtıyor.Menfaatlerimiz için her şey olur işte o zihiyetteki adamlar bu ülkeyi bu hale koynuşlar hele bir yorum yazan varki doğu insanı hiç sevmediği inanıyorum saygılarımla
23 Mayıs 2012 Çarşamba Saat 10:15
devlet nedir?
mesrine
Devlet; dünya üzerindeki en kurumsal terörist örgütlenme biçimidir. Halk için devlet ilkesini benimsemediği sürece bir numaralı halk düşmanıdır.
19 Şubat 2012 Pazar Saat 15:55
Uyarıya Uyarı...
Abdussamet Varlı
Göndermiş olduğum uyarı isimli yorum yayınlandığı halde, o yorumu yazmama neden olan ilk yorumun yayınlanmaması ve bu konuda tarafıma veya üyelere herhangi bir açıklanma yapılmamış olması sayın site yönetiminin ne kadar duyarlı ve tarafsız olduğunu göstermektedir. Bu itibarla site yönetimini kutladığımın bilinmesini isterim. Tüm üyelere saygılarımla...
06 Aralık 2011 Salı Saat 03:10
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2017 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR