Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Alaettin KÖKSAL
e.koksal@hotmail.com
SAYIN BAŞBAKAN’IN DOĞRULARINI ALKIŞLAYIP, HATALARINI GÖRÜP, SÖYLEMEYENLERİN VAY HALİNE
18 Haziran 2013 Salı Saat 23:57

Halkının ezici çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin vatandaşları olarak, İslam dininin emrettiği kurallara göre yaşamadığımız bir gerçektir. Ameli bakımından çok bozuk olduğumuzu söylerken, itikat bakımından kimsenin kalbini açıp bakamadığımıza göre bu hususta söz söylemek çok kolay değildir.

Müslümanlar ameli bakımından tembellik gösterir Yüce Allah’ın (CC) emir ve yasaklarını yerine getirmiyorlarsa günahkâr oldukları gibi, helal ve haramları inkâr etmedikleri surece iman dairesinden çıkmazlar. İşlerine geldiği için Müslüman görüntüsü verip, iş başa gelince, İslam dinine muhalif davrananlar yani ikiyüzlülere de münafık denilir.

Bugünkü makalemizde kişileri grupları partileri, cemaatleri, tarikatları, dernekleri, vakıfları, sendikaları, kanaat önderlerini, medya mensuplarını, sanatçıları, iş adamlarını, sivil örgüt temsilcilerini, aydınları, yazarları sahalarında uzman olan din adamlarını, siyasetçileri, hukukçuları, velhasıl yediden yetmişe tüm vatandaşlarımızı, hedefe almadan bazı gerçekleri yazmaya çalışacağım. Yazdıklarımdan herkes ve herkesim payına düşüne alacaktır.

İslam dinini akait ve fıkıh yönünü bilen bu hususta hassasiyet gösterenler, Sayın Başbakanın doğrularına destek verirlerken yanlışları konusunda bir uyarıda bulunmayışları, Yüce Allah’ın huzurunda hesaba çekildiklerinde kendilerini kurtarabilecekler mi? Aynı şekilde İktidarın doğruların görmeden, uydurma yalanlarla, zihin okumalarla halkın kafasını karıştıranlar, mahşeri vicdanlarında hesap verebilecekler mi?

Sayın Başbakan’ın doğru icraatlarına, muhalefet eden, iç ve dış kesimlere karşı, İslam dininin emir ve yasaklarını yüksek sesle konuşup yazamayanlar, günümüz Müslümanlarına karşı ve mizan gününde nasıl bir fetva ile kendilerini savunacaklardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) “ Gerçekler karşısında susanlar dilsiz şeytandır” gördüğünüz hata ve kusurları yazmaktan sizi alıkoyan dünyevilikleriniz değilse neden Sayın Başbakan’ın ve muhalefetin yanlışlarını İslam dinine göre yazarak ve konuşarak uyarma görevinizi yapmıyorsunuz.

Üzülerek ifade edelim ki, Sayın Başbakan’ı ve hükümeti alkışlayarak, muhalefete karşı sesiz kalarak ne kadar büyük bir hata işlediğinizin farkında olmayacak kadar menfaatperestsiniz. Ülke ve iktidar üzerine oynanan oyunları, uygulanmak istenen hain planları göremeyecek kadar kör ve sağır olamazsınız.

İslam dinini ve asrısaadet dönemini çok iyi bilen beyler! Neden yöneticilerimizi ve yönetime talip olan siyesilerimizi Kur’an ve sünnet ile uyarmıyorsunuz. Niçin asrısaadet döneminin Raşit halifelerinden örnekler vererek yol göstermiyorsunuz.
Hz. Ebu Bekir (ra) “ Ey insanlar! Ben size emir oldum. Hâlbuki sizin en iyiniz değilim! Eğer iyilik edersem bana yardım ediniz, fenalık yaparsam doğru yolu gösteriniz! Doğruluk emanettir, yalancılık hıyanettir. İnşallah, içinizdeki en zayıfınız, kendisinin hakkını alıncaya kadar, yanımda en güçlünüz olacaktır! İnşallah, içinizdeki en güçlünüz de, üzerine geçirdiği hakkı kendisinden alıncaya kadar benim yanımda en zayıfınız olacaktır! Ben Allah ve Resulü ’ne itaat ettikçe, sizde bana itaat ediniz, asi olursam, itaatiniz lazım gelmez”

Hz. Ömer (ra) halife seçildiği zaman, Müslümanların karşısına çıkıp, “ Ey insanlar! Ben bir hata yaptığım zaman ne yapacaksınız” sahabelerin içinde birisi kalkarak, “Ya Ömer! Seni kılıcımızla düzeltiriz” bu olumlu tepki karşısında Hz. Ömer ellerini kaldırıp “ Allah’ım yanıldığımda beni uyaran insanlar olduğundan sana nihayetsiz şükürler olsun” diye dua etmiştir.

Bu gibi, daha binlerce meseleyi bilen ehli İslam insanlar; kişilerin makam, mevkilerine bakmaksızın şahsi ikbal ve menfaatlerini düşünmeksizin, yöneticilerimizi yönetime talip olanlarımızı günümüzde iktidarda ve muhalefette olan siyasilerimizi, ayrıca birbirimizi Yüce Allah’ın emrettiği kurallar dâhilinde uyarma ve ikaz etmek zorunda olduğumuzu unutmamalıyız.

Hak ve hakikat için zindanı göze almayan, dünyevilik nimetlerden ve zevklerden vazgeçmeyenler, bu dini ve bu vatanı biz- lere miras bırakan insanların çektikleri eziyetleri anlatmaya hakları yoktur. Bu tip insanlar, bilmelidirler ki, cehennem zindanı korkunçtur ve ebedidir. Cennet nimetleri de dünyadakilerine benzemez. Dünya fani ahiret bakidir. Akıllı ve şuurlu Müslüman hesabını Kur’an ve sünnetin verdiği haberlere göre yapmalıdır.

Aydınlarımız, siyasetçilerimiz, ilahiyatçılarımız, hukukçularımız, bürokratlarımız, yöneticilerimiz, yönetilenlerimiz, basit siyasi çıkarlarınız ve dünyevilikleriniz için, hata yapanları alkışlayamazsınız. Şuursuzca dış şer güçlerin planlarına alet olan marjinal gruplarla birlikte haklı haksız protestolarda bulunamazsınız ve destekte veremezsiniz. Sayın Başbakan’ı ve AK Partisi hükümetin yıpratmak adına ülkeye ve millete zarar veren şuursuz marjinal grupları ve onlarla birlikte hareket eden gençleri, sanatçıları ve diğer kesimleri baş tacı edemezsiniz.

Sözde demokrasi ve özgürlükler adına yapılan istikrar bozucu eylemlere destek veremezsiniz. Polise taş atan beyinsizleri, polise küfür eden siyasileri, hainlikte ileri gitmiş şer güçlerin kuklası olan marjinal grupları, görmemezlikten gelemezsiniz.
Tayyıp Erdoğan’ın şahsında milletin manevi değerlerine, ülkenin, siyasi ve ekonomik kalkınmasına önemli katkıları olacak planlara karşı gelen ve alçakça saldıran zümrelerin istek ve taleplerine, sesli ve sesiz kalarak destek olanlar, milletin sinesine bir yük olduklarını geç kalmadan anlamalıdırlar.

Gezi parkı olaylarını masum göstermek gaflettir. Bu olayların arka planı araştırılıp, kamuoyu bilgilendirilmelidir. Bu olayları örtmeye çalışarak siyasi rant peşinde olanları millet af etmeyecektir. AK Partisi hükümeti de bu olaylardan gerekli dersleri çıkarıp gerekli olan hukuki tedbirleri almalıdır.

Hiç kimse ben bilirim havasında olmamalıdır. Siyasetin arka planında nelerin döndüğünü, zaman ayarlı mayınlar gibi, devreye sokulan ve sokulacak planları kestiremeyenler, bu hususta kafa yormayanlar, ülkenin siyasetine katkı sağlayamazlar. Belli bir müddet kullanıldıktan sonra atılırlar. Akılı insan kuldan korkmaz. Her türlü ihtimallere karşı, elinden gelen gizli ve açık bir şekilde meşru tedbirleri aldıktan sonra, Yüce Allah’ın (CC) değişmeyen takdirine teslim olarak hareket eder.

Şu hususu unutmayın, bu ülkenin insanları düne göre daha bilgili, lakin daha bilinçsizdirler. İçkinin, kumarın, zinanın, hırsızlığın, yolsuzluğun, rüşvetin, iltimasın, yalanın, inkârın, gıybetin, iftiranın, ikiyüzlülüğün, uşaklığın, yalakalığın, dalkavukluğun, sahtekârlığın, riyakârlığın, zalimliğin, zulmün ve daha birçok pisliklerin yanlış ve haram olduğunu bildikleri halde, İslami şuurlarını geliştiremediklerinden, bu çirkinliklerin tutsağı oluyorlar.

Geleceğimizin teminatı olan gençlerimize iyi bir miras bırakmak için, milli eğitim camiası materyalizm eğitimden vaz geçmelidir. Diyanet teşkilatı İslam dinini doğru anlatmalı, ehlisünnet itikadını sulandırmaya çalışan züppelere yol vermemelidir. İslami hassasiyetleri ön planda tutmaya çalışan tarikatlar ve cemaatler dünyevileşmeye dikkat etmelidirler. Dini ve dindarları istismar ederek materyalistlerin tuzağına düşmemelidirler.

Siyasiler ve siyasi partiler iktidara gelmek için dış hain güçlerin ve içteki materyalistlerin himmetiyle değil, halkın milli ve manevi değerlerine korkmadan sahip çıkarak, halkın desteğiyle iktidar olmalıdırlar.

Ülkenin tüm sivil ve resmi kuruluşları, özelikle siyasiler ve aydınlar millette karşı yalan konuşmamalıdırlar. Dillerinden daha fazla özgürlük daha fazla demokrasiyi düşürmeyenler, dün ve bugün ne yaptıklarına bakmalıdırlar. Dün yaptıklarından utanmayanlar ve milletten özür dilemeyenler, Bugün yaptıklarıyla övünenler demokratik ve özgürlük talepleri inandırıcı değildir.

Karşımda duranlar, hem insan hem de Müslüman olduğunu söylediği halde, bayanların başörtüsüne, gençlerin eğitim ve öğretimine, milletin İslami hassasiyetlerine, inandığı gibi yaşamasına ve örgütlenmesine, inandığı gibi giyinerek devlet kurumlarında hizmet vermesine tahammül gösteremiyorlarsa bu insanların özgürlükten ve demokrasiden yana olduklarını söyleyemezler.
Kendileri gibi inanmayan ve düşünmeyen insanlara saygı göstermeyen, fırsat buldukça İslam’a ve Müslümanlara hakaret edenlerin, talep ettikleri özgürlüğün adı, dayatma, baskı ve saltanatçılığı içine barındıran diktacılıktır.

Bu makale toplam 1926 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2017 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR