Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ali Kemal SEVİNÇ
caykaragazetesi@hotmail.com
Kaval mı Kemençe mi?
22 Temmuz 2010 Perşembe Saat 22:27

Türk halk müziğinin üflemeli çalgılarından biridir. İlçemizin en eski çalgısı olan kaval, 70-80 yıl öncesinde gibi olmasa da, kemençenin gölgesinde kalsa da, günümüzde hala varlığını devam ettirmektedir.  1700’lü yıllarda ilçemizde çalınan tulum gibi unutulmamıştır.

Son yıllarda Çaykara’da yaygın olarak çalınan kemençe, 100 yıl öncesine kadar yoktu. Belki bilinmeyen veya unutulmuş birkaç kişi olabilir. Ancak halk arasında bilinen veya söylene söylene gelen kemençeci ismine hiç rastlamıyoruz. Hâlbuki hatıralarda kalan kaval üstatları vardır. Örneğin Kaval ustası Afacan hala, H.Mehmet Karaca (Hınıç), Ömer Bal (korkuluk), Hasan Atalay gibi.

Taşören köyünden kemençeci İlhan Atalay’la sohbet ederken konumuz kemençeye geliyor ve sohbetimiz koyulaşır. 1965 yılında kemençe çalmaya başlayan İlhan Atalay ilginç bir olayı anlatıyor.

 

Babaannesi Fatma Atalay, 1882 doğumlu (Ö.1980). Yani şu anda yaşasaydı 128 yaşında olacaktı. İlhan Atalay’ın elindeki kemençeyi gören babaannesi sorar; “elindeki nedir?” İlhan Atalay cevaplar; “Kemençe. Horon oynanır.” Bunun üzerine babaannesi Fatma Atalay “Bizim zamanımızda kaval ve seyir vardı. Kemençe yoktu.”  diyerek o yıllarda ve ondan önceki yıllarda Çaykara’mızın çalgısının kaval olduğu anlıyoruz.

Sohbetimiz devam ederken Kemençe’nin ilçemize girişine söz geldi. Çok enteresan bir olay anlattı İlhan Atalay. Taşören Köyünden Mehmet Asanoğlu’ndan bahsetti. 2010 yılının başlarında 104 yaşında vefat etti. Taşören köyünün ve yörenin ilk kemençecisidir Mehmet Asanoğlu (D.Tarihi 1906 Ö.T.2010). İlhan Atalay Mehmet dedeye; “Kemençeyi nerden nasıl öğrendin” diye sorunca, O da “Huşo” (bugünkü Yükselen Mahallesinde, Çaykara Belediyesine bağlı Taşören Köyü ile komşu bir yerleşim yeri) “Sürmene’den evli bir kadın vardı. (ikinci evliliğini Huşo’ya yaptı) O kadının oğlu Huşo’ya annesini ziyarete geldiğinde kemençe çalardı ben de ondan öğrendim”  diyerek düğünlerde gelin almaya gidince kemençe çaldığını ve O’ndan esinlendiğini söyledi. Bu kişi de Sürmeneli Kemençeci rahmetli Hüseyin Dilaver’dir. İlhan Atalay’ın söylediklerini Mehmet Asanoğlu’nun torunu Metin Asanoğlu da ifade ederek bu hadiseyi dedesinden duyduğunu belirtmiştir.

1906 doğumlu olan rahmetli Mehmet Asanoğlu kemençe ile gençlik yıllarında tanıştığını düşünürsek, bu da Kemençe’nin ilçemize yayılma tarihi 1920’li yılların ortalarında başlar ve özellikle 1960 yılından sonra artarak devam eder.

Etrafımızdaki köylere şöyle bir bakalım: Bilinen kemençeciler kimlerdir: Taşören köyünden İlhan Atalay (D.T. 1955- ). Yeşilalan köyünün kemençecileri Rahmetli Seyfettin Kılıç (D.T 1945 Ö.T.2008). Mehmet Yaldız (D.T.1949 Ö.T.2008), ortaokul çağlarında kemençeye merak sarmış amatörce devam etmiştir. Baltacılı Köyünden Ali Baltacı (D.T.1945- ). Ali Baltacı ile yapmış olduğum sohbette eskiden çalgının kaval olduğunu söyledi. Kemençeye ağabeyi Mustafa’nın sayesinde merak sardığını kendisinin de ondan esinlendiğini ve merakı üzerine öğrendiğini söyledi. Çok yaşlı kaval ustaları tanıdığını ancak köyde kemençe çalan yaşlı insanlar duymadığını ve bilmediğini ifade ederek bölgenin çalgısının eskiden beri kaval olduğunu vurguladı. 

Eski kaval ustalarından Niyazi Aktürk’le (77 yaşında) kaval hakkında kısa bir sohbetimiz oldu. Bildiği kaval çalan kişileri sıraladı. Kemençe çalan bilmediğini vurguladı. Yine yaşlılar arasında yapmış olduğum araştırmada Havva Sevinç (D.Tarihi 1916- sağ) eskiden yaylalara giderken seyir ve atışma yaptıklarını, meşhur atışma ve kaval ustalarının olduğunu zaman zaman yürürken bile bu kavalcıların yaya yollarda kaval çaldığını vurgulayarak hemen hemen her hanede en az bir kişinin eskiden kaval çaldığını söyledi.

İlçemizin eski kaval ustalarından bir kaçı:

Yeşilalan Köyünden Talip Aktürk (D.T.1900- Ölü), İbrahim Baltacı (D.T.1906-Ölü) A.Ziya Yıldırım (D.T.1908-Ölü)  Mevlüt Yıldırım (D.T.1909-Ölü), İlyas Sevinç (D.T.1340-Ölü) Mehmet Hulusi Karaca (D.T.1913-Ölü), Muhammet Yeşilyurt (D.T.1928-Ölü), Mehmet Sevinç (1926-Ölü), Hasan Sayar (1925-Ölü), Kamil Aktürk (1902-Ölü). Niyazi Aktürk (77) Mehmet Sayar (75).  Kabataş Köyünden Yakup Erdoğan (Ölü), Mehmet Yıldız (Ölü). Taşören Köyünden Hasan Atalay (Ölü), Ekrem Taka (Ölü), Mehmet Akyüz (Ölü), Rahmetli Muhtar Esat Taka’nın Babası Mehmet Teke (Ölü). Eğridere Köyünden Ömer Bal (D.T.1916-Ölü), İbrahim Boz (Ölü). Şahinkaya Köyünden Abdullah Hacıahmetoğlu (Ölü), Cevat Ayan (Ölü), M.Sabri Hacıahmetoğlu (80), Akdoğan Köyünden Remzi Polat (Ölü), Mehmet Ali Demirci (78)

Bu ustaların arasında Kaval imalatı yapanlarda vardı. Mevlüt Yıldırım, M.Ziya Yıldırım bunlardan birkaçı. İlçemizin en ünlü kaval ustalarından biri de Afacan haladır bununla birlikte Fatma Koç (D.T.1914-Ölü) bayan kaval ustaları arasında tarihte yerini aldı.

Sonuç olarak, kaval  İlçemizin en eski çalgısıdır.  Kaval yöre insanımızın (bay/bayan) koyun peşinde, yayla ve kom yolculuklarında, seyir, horon ve atışmalarda yıllarca çalınmış zaman zaman eğlence aracı olmuş, zaman zaman duyguların nağmelerle dile getirilmesine vesile olmuş, zaman zaman da hasret ve özlemin anlatılmasına, zaman zaman da acıların paylaşılmasına yardımcı olmuş Çaykara folklorunun değişmez tek ve gerçek simgesidir.

Bu makale toplam 2546 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2018 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR