DOĞRU BİRDİR, BİR OLMAK ZORUNDADIR.
Şair Fuzuli zamanın behrinde şöyle demiş;
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.………………………………………….
28 Şubat 1997
Erzurum.
Soğuk, çok soğuk bir kış gününün akşamı.
Beklenen zarflardan biri, Erzurum’un en bıçkın, en çalışkan, en cengaver subaylarından birine ulaşıyor. Zarfı veren, tebliğde bulunan Komutan bile ağlıyor. Komutanını teselli etmek O’na düşüyor.
Kışlanın gözbebeği, on parmağında yirmi marifet. Ama bir kusuru var, eşi başörtülü.
Ailesine haber veriyor. Ben atıldım diyor. Baba daha makul, annesi evladını reddediyor. Okuduğu bir kitap hayatını değiştirmiş, önceki tarzını terkettiği için ailesi bile adeta atıldığına üzülmemiş.
Yalnız. Kırgın. Çaresiz.
Duygularım, aklım, yüreğim hala düşünüyor. Vicdanım, hepsinin ipini eline alıyor ve bedenimle beraber kendimi O’nun evinde buluyorum. O akşam, orada, O’nun yanında olmalıyım diyorum. Kapıdaki inzibat, beni görenler, kaydedenler umurumda değil.
……………………………………………..
21Eylül 2012
Ankara.
Yazdan kalma, çok güzel bir sonbahar gününün akşamı.
Beklenen karar, sadece komuta zinciri içinde kendisine verilen emri yerine getirdiği için mahkum edilen devre arkadaşıma ulaşıyor.
Devresinin en başarılı isimlerinden, terfi sırasında, hayalleri var. Hayalleri ile birlikte kusuru da var; seminere katılmak.
16 yıl.
Planı yapana, emri verene 20 yıl.
Binbaşı rütbesinde iken emre uyana, uymak zorunda olana 16 yıl.
Ekmeklerini yediğim annesi, babası artık bu dünyada değil.
Eşi, oğlu, yakınları ağlıyor. Onları teselli etmek gerekiyor.
Yalnızlar. Kırgınlar. Çaresizler.
Orada olmalıyım diyorum. Duygularım, aklım, yüreğim hala düşünüyor. Vicdanım, hepsinin ipini eline alıyor ve kendimi evlerine buluyorum.
…………………………………..
Yanlış, kim tarafından, nerede ve ne zaman yapılırsa yapılsın, yanlıştır.
Doğru birdir.
Doğru bir olmak zorundadır.