Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sizden gelen
sizdengelen@gmail.com
Bunun adı öğrencilik midir?
09 Aralık 2010 Perşembe Saat 12:34

Birkaç günden beri üniversite öğrencilerinin uygulamaları ana haberlerde birinci haber olarak yayınlanmakta. Önce öğrenci gruplarının İstanbul’a geleceği istihbaratı Ankara’dan verilir. Hatta gelecek otobüslerin plakalarına kadar. İstanbul Çamlıca da grup otobüsleri durdurulur. Polis ile grup arasında ikna çalışmaları başlar. Olay olmamasına karşın grubu ikna eder geri dönmeye karar verirler. Benzin istasyonuna duran otobüsler gelen avukatlara karşı aralarında geçen konuşmalar olduktan sonra tekrar öğrenciler müdahaleye geçerler.

Aynı gün içerisinde İstanbul’un çeşitli noktalarında Polis-Öğrenci çatışması vardı. Olayların cereyan ettiği değişik noktalarda polisin ikna çalışmaları etkili olamayınca kışkırtma için düğmeye basılmıştı. Beyinlerine iyice yerleştirilen bugün olay çıkacak büyük haber yapılarak gündemin birinci sırasına oturmayı hedefleme konusunda ilk olmak için başrolde olan öğrenciler olmak üzere perde arkasındaki yönetmende medya ayağıydı.

Haberlerin altyazılarında “Polisin orantısız gücü” diye yazılması yazılan senaryonun başarılı olduğunu göstermişti. Çünkü haberlerde izlediğimiz görüntülerde öğrenciler masumca polisin şiddetine maruz kalıyor görüntüsü oluşuyordu. Doğrudur, öyle görüntü medyada sayısızca var. Ama şunu herkes bilmeli ki görüntüler olayların geliştiği gibi yansıtılmamakta. Asıl medyaya sorulması gereken soru şu “Bu görüntüleri oluşmasına neden olan görüntüler nerde”?

Görüntülerin ilk gelişmelerden sonra izlenecek görüntülerin yayınlanmasından sonra kim haklı kim haksız ayrıştırılamıyor, ayrıştırılamazda. Medyada yansıtılan polisin öğrenciye karşı şiddete başvurduğunu vurguluyor. Öğrenci sokakta ne yapıyor. Eğitimi mi savunuyor, yoksa birilerinin maşası olarak eğitim dışında olabilecek şeyi mi savunuyor?  Bizde öğrenci olduk niye sokaklara çıkmadık.  Yoksa eğitimi mi savunamadık.

Daha çok geçmeden Ankara Siyasal Bilimler Fakültesine davet edilen CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum öğrencilerin sözlü saldırılarına karşı hayrete düşmüştü. Öğrenciler Batumu konuşturamayınca üniversiteyi terk etmek zorunda kaldı. Ardından TBMM anayasa komisyon üyesi Burhan Kuzu üniversite idi. Daha konuşma yapacağı kürsü de yerini almadan yumurtalı saldırıda bulunulması Süheyl Batum gibi konuşma yapamadan üniversiteden ayrılmıştı. İki milletvekilin öğrencilere tepkisi vardı. Paneli dinlemeye gelen kişilerin haklarını yedikleri için yaptıkları davranışların hoş olmadıklarını belirttiler.

Şimdi vereceğim örnekte polis aynı noktada. Birincisi Hakkâri’ de polislere taş atan çocuklar Türk-Kürt karşıtı olarak düşman gösterilmeye çalışılıyor. İkincisi birtakım öğrencinin ne olduğu belirsiz kişilerin polise saldırmasını ne olarak algıla bileceksiniz. Taş atan çocuklar belli eğitimi almadıkları için cahil olarak görebiliriz, fakat polisin üstüne saldıran öğrencilerin eğim seviyesi onlardan daha yüksek. Peki, onlara ne demeliyiz İstanbul medyasına göre “Masum devletini çok seven öğrenciler” bize göre ne demeliyiz o zaman..

Abdurrahman Şahin

Bu makale toplam 1258 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2018 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR